Türkü sözlerinde çoğu zaman göz ardı edilen bir soru vardır: bu sözü kim söylüyor?
Anlatıcı üç farklı konumda olabilir ve her biri farklı bir ton gerektirir.
Birinci konum birinci tekil kişidir; söz doğrudan yaşayan kişinin ağzındandır ve anlatım içtendir.
İkinci konum tanıktır. Olayı gören biri anlatır; ton daha mesafeli, anlatım daha betimleyicidir.
Üçüncü konum ise topluluktur. Söz bir kişinin değil, bir grubun ağzından söylenir ve anlatım genelleşir.
Bu ayrım özellikle ağıt ve gurbet türkülerinde belirgindir; aynı olay üç farklı konumdan anlatılabilir.
İcra açısından sonuç şudur: birinci tekil anlatımda dinamik aralık genişler, tanık anlatımında daralır.
Topluluk anlatımında ise tempo daha kararlı tutulur ve bireysel esneme azalır.
Kursiyer için yöntem sözün ilk dörtlüğünü dikkatle okumaktır; anlatıcı genellikle orada belli olur.
Belirlendikten sonra bütün eser o tona göre çalışılır ve tutarlılık korunur.
Derslerimizde sözlü eserlerde anlatıcı konumu, çalışmanın ilk aşamasında belirlenir.