Halk şiirinin yüzyıllar boyunca nasıl aktarıldığı sorusunun cevabı iki defter türünde saklıdır.
Birincisi cönktür. Uzunlamasına açılan, dar ve uzun biçimli bu defterler âşıkların ve meraklıların elinde dolaşırdı.
İkincisi mecmuadır; daha düzenli, çoğu zaman tek bir derleyicinin oluşturduğu şiir toplamalarıdır.
Her iki türde de yalnız söz yazılır; ezgi yazılmaz. Bunun nedeni nota yazısının halk çevrelerinde kullanılmamasıdır.
Bu durum bugün bir sorun doğurur: eski bir şiirin sözü elimizde olsa da ezgisi çoğu zaman bilinmez.
Aynı şiirin farklı yörelerde farklı ezgilerle söylenmesi de buradan gelir.
Kursiyer için çıkarım şudur: bir türkünün tek doğru biçimi aranmamalıdır. Varyantlar aktarım biçiminin doğal sonucudur.
Bu nedenle bir türkü çalışılırken en az iki farklı kayıt dinlenir ve aradaki farklar not edilir.
Farkların nerede yoğunlaştığı, o türkünün hangi bölümünün yöreye göre değiştiğini gösterir.
Derslerimizde her türkü için karşılaştırmalı dinleme yapılır ve varyantlar birlikte incelenir.