İki âşığın karşılıklı söylediği atışma, dışarıdan tamamen serbest bir doğaçlama gibi görünür.
Gerçekte üç kural aynı anda işler. Birincisi ayak birliğidir: ilk âşığın kullandığı kafiye sesi, karşısındakini bağlar.
İkincisi ölçüdür. Başlangıçta seçilen hece kalıbı karşılaşma boyunca değişmez.
Üçüncüsü ezgidir; her iki âşık da aynı ezgi kalıbı üzerinde söyler.
Bu üç sınır, doğaçlamayı serbest çağrışım olmaktan çıkarıp bir beceri sınavına dönüştürür.
Atışmanın türleri de vardır. Kimi karşılaşmada belirli bir harf yasaklanır, kimisinde her dörtlüğe bir bilmece konur.
Sazın rolü ise ölçüyü tutmaktır. Söz arasında çalınan kısa geçişler âşığa düşünme zamanı kazandırır.
Bu ayrıntı kursiyer için doğrudan bir çalışma konusudur: geçişler süs değil, işlevsel duraklardır.
Geleneği bilmek, sazın türkü içindeki rolünü de anlaşılır kılar; saz eşlik değil, anlatının parçasıdır.
Derslerimizde eşlik çalışmalarında sazın söz arasındaki geçiş görevi ayrı olarak ele alınır.