Âşık karşılaşmalarında sık duyulan ayak vermek deyimi, iki ayrı anlam taşır ve ikisi de icrayı ilgilendirir.
Birinci anlam kafiyedir. Başlayan âşığın son dizesinde kullandığı ses, karşısındakinin de kullanması gereken sestir.
Bu ses zor bir hece taşıyorsa karşılaşma güçleşir; ustalık burada sınanır.
İkinci anlam ezgidir. Ayak, aynı zamanda kullanılan makam benzeri dizi ve seyir kalıbını anlatır.
İki anlam birbirine bağlıdır: seçilen ezgi kalıbı, sözün ölçüsünü de sınırlar.
Kursiyer için buradan çıkan sonuç doğrudandır. Bir türküyü çalarken kullanılan dizi, o türkünün ayağıdır ve serbest değiştirilemez.
Dizinin dışına çıkan bir süsleme, kulağa yabancı gelir ve türkünün yöresini bozar.
Çalışma yöntemi şudur: eserin ayağı önce yalnız dizi olarak çalınır, sonra kısa cümlelerle denenir.
Ayak kulağa yerleştiğinde eser çalınır; bu sıra izlendiğinde süslemeler kendiliğinden doğru yere düşer.
Derslerimizde her yeni eser, ayağı ayrı çalışılarak programa alınır.