Bir yörenin türküsünü başka bir yörenin tavrıyla çalmak, halk müziği çevrelerinde sık eleştirilen bir durumdur.
Ancak bu eleştiri her durumda geçerli değildir ve ayrım yapmak gerekir.
Birinci durum bilgisizlikten kaynaklanan karışımdır. Kursiyer tek bir tavır öğrenmiştir ve bütün repertuvarı onunla çalar.
Burada sorun karışım değil, tek seçenekli olmaktır; farklı yöreler aynı sesle duyulduğunda repertuvar tekdüzeleşir.
İkinci durum bilinçli tercihtir. Bir icracı, belirli bir etkiyi elde etmek için başka bir yörenin unsurunu kullanır.
Bu, gelenekte de görülür; icracılar dolaştıkça tavırlar birbirine geçmiştir.
Ayrımı yapan ölçüt şudur: kursiyer, kullandığı unsurun nereden geldiğini ve neyi değiştirdiğini biliyor mu?
Biliyorsa tercih, bilmiyorsa eksiklik söz konusudur.
Bu nedenle öğrenme sırası önce ayrım, sonra birleştirmedir. En az iki tavır ayrı ayrı öğrenilmeden karıştırma yapılmaz.
İki tavrı ayrı ayrı çalabilen kursiyer, aralarındaki farkı da duyar ve tercihini gerekçeyle yapar.
Derslerimizde repertuvar planı, en az iki farklı yöresel tavrı kapsayacak biçimde kurulur.