Arşivlerde sık karşılaşılan bir durum vardır: aynı ezgi, farklı yörelerde farklı sözlerle kayıtlıdır.
Bunun nedeni aktarım biçimidir. Ezgi kalıpları, sözden bağımsız olarak dolaşır ve yeni sözler bu kalıplara yerleşir.
Özellikle âşık geleneğinde bu yaygındır; bilinen bir ezgi kalıbı üzerine yeni bir şiir söylenir.
Aynı durumun tersi de görülür: aynı söz, farklı yörelerde farklı ezgilerle karşımıza çıkar.
Bu esneklik, halk müziğini sabit bir eser koleksiyonu değil, işleyen bir dağarcık hâline getirir.
Kursiyer açısından iki sonuç doğar. Birincisi ezgi kalıplarını tanımanın değeridir; kalıbı tanıyan kursiyer yeni eserleri hızla öğrenir.
İkincisi kaynak seçimidir; bir eserin hangi söz ve hangi ezgiyle çalışılacağı bilinçli bir karardır.
Karar verirken ölçüt yöre bütünlüğüdür: seçilen söz ile ezgi aynı yörenin kaydından alınmalıdır.
Farklı yörelerden birleştirilen söz ve ezgi, kulakta uyumsuz bir sonuç bırakır.
Bu ayrıntı küçük görünür ama repertuvarın tutarlılığını doğrudan belirler.
Derslerimizde söz ve ezgi eşleşmesi, kaynak kayıt üzerinden birlikte doğrulanır.